29 Aralık 2012 Cumartesi

''Dertli Dolap'' bir YUNUS EMRE kitabı


Rahmetli Nezihe Araz' ın yazmış olduğu ''Dertli Dolap'' Yunus Emre'nin yaşam öyküsünü anlatıyor.
Eğer paylaşmazsam üzerimde yük olacak bir kitap bu.
Herkes duymalı, bilmeli, okumalı, duyurmalı, bildirmeli.
Okumalıyız ki Öz' ümüzü bilelim.

Bu kitapta Yunus'la konuştum desem inanır mısınız?
Hatta öyle oldu ki kitabı elime alırken ''Gel Yunuscan konuşalım biraz, anlat bana; nedir senin de benim de derdim? Var mıdır sorularıma verecek cevapların?'' dediğim de oldu,
                                      bunalım zamanlarımda can simidi gibi kitaba sarıldığım da...
Ve Yunus bana yanıt verdi!
Okuyup hayret ettiğim yerler o kadar çok ki!
Şu an yazarken bile bana sıcaklık veriyor bu kitap, içinde Can Yunus'un ruhu varmış gibi.
Anadolu'da dokuz ayrı şehirde dokuz ayrı türbesinin olmasının ve bu sayının yakın zamanda yirmi ikiye çıkmasının, herkesin ona 'Benim' deyip bağrına basmasının nedeni de budur herhalde di mi? Bunca mezarlı şair. Onun gibi bir tane daha var mı?
Kalbi var bu kitabın, can'ı var, Yunuscan'ı!..
İnanın şu an hissiyatlarımı anlatamıyorum.
Yunus'un dediği gibi ''Bir ben vardır bende, benden içeri''

''Dertli Dolap''ı okuduktan sonra gökyüzüne, bulutlara, güneşe, aya ayrı bakar oldum. Onunla aynı zaman diliminde, aynı topraklarda yaşamadım ama gök kubbemiz bir diyerek; Onun insan sevgisi hala yaşıyor ya, o da yaşıyor diyerek.

Ağaçlara, ormanlara, hayvanlara ayrı bakıyorum. Sanki Taptuk dergahına kestiği ağaçlar, gözlerimin gördüğü ağaçlar; çalıştığı ve içinde hayvanlarla arkadaşlık ettiği orman şu ormanmış gibi ve ona eşlik eden hayvanlar da şu hayvanlarmış gibi.

beraber dinleyelim, huzur bulalım:


                                               ''Dolap, niçin inilersin
                                                Derdim vardır inilerim
                                                Ben Mevla'ya aşık oldum
                                                Onun için inilerim.''


''Dertli Dolap''ı yıllar önce okumak istemiştim. 
Yunus'a aşık bir başka can olan  Faruk Dilaver'in ''Sır Bahçesi'' adlı konferansı ve kitabında denk gelmiştim de okumak kısmet olmamıştı.
Hatta kitabı Trabzon'da bulamayınca Ankara'ya giden arkadaşıma sipariş vermiştim.
Gelin görün ki 6 sene evvel Aralık ayında elime geçen bu kitabı yine Aralık ayında okumak nasip oldu.

Kitabın arka kapak yazısı şöyle:

''Yunus Emre' yi annemin büyük annesi Bülbül hanımın, beşiğimi sallarken bana söylediği Yunus deyişlerinden tanıdım. O gündür bu gündür tatlı birlikteliğim devam ediyor. Herhalde, "yaylalar yaylamaz oldu" diye ağlayan ayrılık aryasını da, bu dünyadan giderken birlikte söyleyeceğiz. Yunus Emre, insanoğluna; kurtuluşa, huzura, sevgiye ve birliğe, götüren gücü; koşullar ne olursa olsun, kendi içinde, kendi birikiminde araması gerektiğini şiirsel bir ustalıkla anlatmaya çalışan kişidir. Bu noktayı yakalayan, insan üstü kutsal barışı nefsinde birleyen ve uyarlayan bir sevgi ve barış müjdecisidir.  Yunus'un önerdiği bu çağdaş insan onun deyimiyle söylersek: 
"Yetmiş iki millete bir gözle bakan", 
"Yetmiş iki millete kurban olan", 
"Yetmiş iki milleti hak gibi gören"
er sahibi bir kişidir artık. 
Ama bu ilkeleri kabul etmeyen ve ona göre yaşayanlar da var. Onlar için de Yunus şöyle diyor. 
"Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan" 
"Şeriat açısından ermiş kabul edilse bile, gerçekte, bir asidir." 
Böyle biri: Arıklar safında asla imam olamaz. Tanrı katında, hesap vermeleri gerekir. Oysa Yunus'un sevdiği insanlar: 
"Haram eline gelse bile direnip yemeyen" 
"Dili de davranışları da acı olmayan" "
Yediği yoksul eti, içtiği kan olmayan" 
"Kendini peygamber sanıp halkın başına dert kesilmeyen" 
"İçi-dışı bir" 
"Ettikleriyle dedikleri aynı" 
''İmanında hür, yumuşak, hoş görülü''
"Fetvayı, kendi gönlünden alan" 
"Yaradılmışı, yaratandan ötürü sevenlerdir." 
İşte, Yunus Emre'nin, aydınlatıcı, umut veren dost eli, 2000'li yıllarının eşiğinde kuşku ve hatta korku içinde bekleşen çağımız insanlarına bu duygularla uzanmıştı. Onun bu niteliklerini tanıtmakta ve tanımakta sayısız yararlar var ve Dertli Dolap bunun için yazıldı.
Kitapta bir eksiklik görürseniz suç yalnızca, onu kaleme alanındır. Böyle biline.''

                               İyi ki bu kitap yazılmış ve iyi ki bu kitabı okumuşum!...
Kaç tane gönül gözümüz vardır bilmiyorum ama şükür ki benim bir gönül gözüm daha açıldı.

(Aşağıdaki ilahinin kitap ile Yunus Emre ile doğrudan bir bağlantısı yok ama kitabın sayfalarını her çevirişimde, Gerçek Aşk' ı, Gerçek Bağlılığı, Gerçek Sevgi' yi her öğrenişimde beynimde Yunus' un ilahileri, dizeleri ile beraber   bu ilahi de döndü durdu.)

                 (bunu dinleyip de ağlamamak mümkün mü?)

               
(Sultan III. Murat Han' ın bir gün sabah namazına kalkamamanın verdiği derin acıyla, kendi nefsini hesaba çektiği muhteşem ilahi...)

6 yorum:

  1. Merhaba,
    Bu kitabı çok uzun zamandır arıyorum fakat bulabilmiş değilim.Eğer hala sizdeyse satmanız mümkün müdür acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. meraba,
      üzgünüm...
      manevi değeri çok fazla olduğu için veremem.
      iyi günler

      Sil
    2. pdf veya fotokopi olarak paylaşabilir misiniz?

      Sil
    3. http://www.renginsakaoglu.com/kitaplar/ pdf olarak buradan ulaşabilirsiniz

      Sil
    4. http://www.renginsakaoglu.com/kitaplar/ pdf olarak buradan ulaşabilirsiniz

      Sil
    5. http://www.renginsakaoglu.com/kitaplar/ pdf olarak buradan ulaşabilirsiniz

      Sil

Gelsin Yorumlar: