Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2016 Cuma

2 gereksiz Türk filmi










bu iki film için ne desem boş!

aslında ne desem çok!

satırlarıma, cümlelerime, vaktime bile yazık!

ama ben yazayım ki siz gitmeyin!

yahu bu kadar mı SIFIR oyunculuk olur!

hadi asıl mesleği tiyatro/sinema/oyunculuk olmayanları anlarım (hoş, onları niye oynatırlar onu anlamam da...), peki irem sak gibi, gupse özay gibi, eda ece gibi mesleği/işi/eğitimi/geçmişi/tecrübesi oyunculuk olanların bu denli yavan kalmasını anlayamam arkadaş!

oyyy daha çok söylenirim de ama neyse...

iki film için:

sıfır konu

sıfır kurgu

sıfır oyunculuk

sıfır inandırıcılık

sıfır akıcılık

sıfır orijinallik

sıfır kalite

sıfır eğlence

sıfır romantizm

sıfır sıfır sıfır!

otur, sıfır!

5 Aralık 2016 Pazartesi

''Maç Sayısı(Match Point)'' ... bir Woody Allen Filmi




''DAHA İYİ OYNAMAK İÇİN, DAHA İYİ BİR OYUNCUYLA OYNAMALISIN.''

cümlesini not aldığım film, izlemeniz yönünde kesinlikle tavsiye edeceğim bir film.

Bu filmin dikkatimi çekme sebebi, öncelikle Scarlett Johansson oldu. Erkek karakterin ise Jude Law' a benzemesi, benim için bir diğer izleme gerekçesiydi ;)

Filmin Dram, Aksiyon, Polisiye türlerini barındırdığını öğrendiğimde 'Tamam o zaman, baymaz bu film, izlettirir kendini' dedim ve dediğim gibi de oldu.

Hele ki filmin son yarım saatinde 'Ayyy nolcak şimdi?? Eeee yanii??' dediğim ve heyecanlandığım zamanlar oldu.

2006 yılında vizyona giren film 2 saat sürüyor.

Yönetmenliğini ise Woody Allen yapmış. E bu da ciddi bir izleme sebebi, değil mi?

Filmde İngiliz yaşam tarzını, İngiliz asilzadelerine ait çıtkırıldım ve naif havayı ve ayrıca donukluğu da soluyorsunuz.

Filmdeki yardımcı kadın oyuncuyu feci derecede hani şu Türk dizi tarihine adını silinmez şekilde yazan Doktorlar dizisinin Ela' sı Yasemin Ergene' ye benzettim.

Yardımcı erkek oyuncu ise ''Enigma-Yapay Oyun'' filminde de yardımcı erkek oyuncu olan elemandı. Demek ki adamın kaderi yardımcı erkek oyuncuyu oynamak :)

Film, başarılı ve yakışıklı bir tenisçi olan Chris' in, zengin olma ve rahat yaşama hırsıyla ve şansının getirdiği her fırsatı değerlendirerek hayatına yön vermesi ile başlayıp

Chris' in damat olarak girdiği ailede karısının erkek kardeşinin sevgilisi olan Scarlett Johansson ile dönüşü olmayan bir yola girmesini konu alıyor.

Filmin sonunda, seyircinin takdirine bırakılan bir polisiye durum olduğu kanısındayım. Filmi izleyen başka biriyle konuyu tartışmadığım için savımın geçerliliğini henüz bilmiyorum :)

Siz izleyin de sizinle tartışayım :D


fragmanı:


size iyi seyirler
bana yeni filmler...

2 Aralık 2016 Cuma

3 güne 3 film

geçen hafta sonu açık öğretim sosyoloji sınavları için  Urfa' ya gitmiştim.

kenarından köşesinden medeniyet içine girince tabi ki sinemaya gitmek asli bir görev ve hatta nefes almak gibi zaruri bir ihtiyaç oluyor ;)

fırsatı kaçırmadan ve hatta abartarak 3 günde 3 film için Urfa City AVM ve Urfa Piazza AVM' de soluğu alarak, biri yerli ikisi yabancı olmak üzere toplam 3 filme gittim.

ilk gün İkinci Şans' a gittim.


fragmanı:

beğendim mi? beğendim.
kesinlikle beğendim.
eğlenceli ve yer yer duygusal bir aşk filmi.
duygusallığı abartmamış olması iyiydi.
yani sırf insanı ağlatmak için göze sokarcasına iletilmeye çalışılan mesajlar yoktu.
vakit güzel geçti ve gittiğime memnun kaldım.
hatta film sonrası tekrar edip durduğumuz ve güldüğümüz replikler oldu.

filmin konusu:
Matematik öğretmeni olan çok güzel bir kadın Yasemin ile et restoranı sahibi karizmatik gurme Cemal'in yolları kesişir. Yasemin geçmişte yaşadığı yanlış evililiğin yaralarını sarmaya çalışan, attığı adımlara dikkat eden bir annedir. Cemal ise sosyal, geçmişinden kurtulmak isteyen gamsız bir adamdır. Bu zıt karakterli ikilinin tanışması önce kavgalı olacaksa da zamanla hüzünlü bir aşka dönüşecektir. Geçmişlerinin derinlerine indiklerinde ikisinin de ikinci bir şansa ihtiyacı olduğu ortaya çıkar.(http://www.beyazperde.com/)

ikinci günün filmi ''Dr. Strange'' idi.

2 saat süren, Fantastik/Aksiyon türünde olan filme gitmemin ilk ve en geçerli sebebi tabiki Benedict' ti :)

fragmanı:

''Enigma: Yapay Oyun'' yazımda da belirttiğim gibi kendisinin her türlü hayranıyım :)

Ay Allaam yaaa, nassı yakışıklı nassı karizmatik bir doktor oldu görmelisiniz.

Hele ki aralara serpiştirilmiş zeki esprileri ve gülüşleri yok muuu, beni benden aldı resmen!

Özellikle filmin başında yer alan, ameliyathaneden çıkış sahnesinde kendini överken ki sempatik halleri ve beden dili beni bitirdi :)

Filmin konusu şu şekilde:
Başarılı cerrah Stephen Vincent Strange, geçirdiği bir trafik kazası sonucunda elindeki sinirler zarar görünce artık mesleğini yapamaz hale gelir. Tüm yaraları iyileştirebilen, Tibet'te yaşamakta olan Ancient One adlı büyücünün varlığını öğrenmesi onun için yeni bir umut olur. Tibet'e giden cerrah sandığından çok daha büyük güçlerle karşılaşacaktır. (http://www.beyazperde.com/)


ve gittiğim 3. film ''Fantastik Canavarlar-Nelerdir ve Nerede Bulunurlar'' dı.


yok anacım yok, fantastik filmler bana göre değil ama Bendict' in filmi hariç ;)
bu filme, sırf arkadaşım istiyor diye gittim ve filmin bir kısmında uyuyakaldım :D
tek ''Aaa!'' dediğim an, filmin sonunda Johnny Depp' in göründüğü sahneydi :D
yani filmle ve konusuyla o derece alakadardım! :)


fragman:

Fantastik/Macera türünde yer alan film 2 saat 15 dakika sürüyor.

Konusu;
J.K. Rowling'in aynı isimli fantastik ansiklopedik kitabına dayanan Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? filmi fantastik yaratıklar hakkında kitap yazan bir yazarın gezi notları olarak karşımıza çıkıyor. Harry Potter'ın onun kitabını okumasından 70 yıl önce kitabı yazmış olan Newt Scamander'ın New York'ta yaşadığı maceraları konu alan kitap genç kaşifin New York'un gizli cadı ve büyücü komitesiyle yaşadıklarını da içeriyor... (http://www.beyazperde.com)


farkındayım, bu filmler çoğu ilde ve sinemada gösterimden kalktı ve bu yazıyı paylaşmakta geç kaldım ama yapacak bir şey yok.

hem belki internet üzerinden izlemek istersiniz,

o vakit,

size iyi seyirler
bana yeni filmler

30 Kasım 2016 Çarşamba

''John Doe'' ... bir Vigilante filmi



film, sıradan bir vatandaş olan John Doe' nun suçla bildiği tek yolla savaşma kararı alması ve suçluları teker teker avlamasını konu alıyor.
John Doe' nun bir kahraman mı yoksa suçlu mu olduğu kararını izleyince sen vereceksin, belki de yorumsuz kalacaksın.
filmin sonunda benim gibi bir müddet düşüneceksin belki de,
ee şimdi suçlu kim
gerçek suçlu ne demektir
ve suçlular nasıl cezalandırılmalı
veya John Doe' nun yaptıkları doğru mu? diye...



Vigilante filmleri kategorisinde yer alıyor film.
peki ne demek Vigilante film?
sistemin ve yasaların toplumun huzurunu korumada yetersiz kaldığı savına sığınarak, yetkisi olmadığı halde kaba güce ve silaha sarılıp asayişi ve düzeni korumaya kalkışan kişi veya gruplarla ilgili yapılmış filmlere verilen addır.

2014 Avusturya yapımı olan film 
Gerilim/Suç türünde yer alıyor olup 93 dakika sürüyor.

Adalet kavramını ve popüler kültürün yozlaşmışlığını anlatan farklı kurgusu ile dikkat çeken bir film. 


Kafalarda soru işaretleri oluşturması ve
Sorgulayan göndermeleri müthiş olmuş. 

Ben beğendim, izlemenizi tavsiye ederim.

Ve bence esasen herkesin yapmak isteyip de yapılmasını isteyip de yapamadıklarını John Doe yapıyor.
Belki kulağa adaletsizce gibi geliyor ama adalet yerini gayet iyi buluyor. 

Lakin insanlar üzerinde oluşturduğu etki ve sebebiyet verdiği olaylar da tartışılır.

niye diyecek olanlar izleyince belki beni anlarlar.




size iyi seyirler
bana yeni filmler

29 Kasım 2016 Salı

''Enigma (Yapay Oyun)'' ... bir Benedict filmi...


ben Benedict' i her türlü izlerim.

hatta futbol oynasın onu izleyeyim

Amerikan boksu yapsın yine izlerim

hiçbir şey yapmasın, otursun öylece, yine izlerim :)

''Sherlock'' dizisinden beri kendisinin hayranı, fanatiği, düşkünü, herbir şeyiyim yani ama henüz kendisinin haberi yok ;)

neyse, gelelim filme...

konu güzel, ilgi çekici ve en önemlisi gerçek.

film, 42 yaşında intihar ederek hayatına son veren İngiliz bilim adamı Alan Turing' in, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi ilerleyişini durdurmak için Alman askeri şifrelerinin kırılması yönündeki çalışmalarını ve bu amaçla bugün kullandığımız bilgisayarın temelini atışını anlatıyor.


evet tam bir Benedict hayranıyım ama sırf bu yüzden filmi beğendiğimi söylemeyeceğim.
zira pek etkilenmedim.
hikayesi kadar sürükleyici bir film değildi ne yazık ki.

haa yeni bilgiler öğrenmeme katkı sağladı,
görsel sayesinde bilgiler aklıma kazındı lakin ''izlemelisiniz'' diyemeyeceğim.

filmin en etkili kısmı, benim için son kısmıydı.
son kısımda verilen bilgiler, 
A.Turing' in dışlanmışlığı ve beraberinde gelen çaresizliği, mutsuzluğu,
kendini medeni ve insan hakları savunucusu olarak reklam eden Avrupa' nın güzide ülkelerinden olan İngiltere' nin böyle büyük
ve gerek ülkesi gerekse dünya için çok önemli ve faydalı çalışmalar yapmış bir bilim insanına gösterdiği saygısızlık,
A.Turing' e hakkının ve onurunun 2009 ve 2013 yıllarında daha yeni yeni iade edilmesi
benim için en mühim kısımlardı.

2014 yılında yapılıp Türkiye' de 2015 yılında vizyona giren film 2 saat sürüyor.

IMDB puanı 10 üzerinden 8,1.

B.Cumberbatch' e filmde Keira Knightley eşlik ediyor,
güzel bir ikili olmuşlar.
ikisinin de sade, duru ve abartısız oynayışı uyumlarını perçinlemiş.

bu arada söylemeliyim,
bilim adamı A.Turing' in çocukluğundan gelen en kıymetli hatırasını geleceğine taşıma şekli çok duygulanmama sebep oldu.

buyrunuz filmin fragmanı:



size iyi seyirler
bana yeni filmler...

Amadeus... Bir Mozart Filmi...








çok beğendim filmi çoookk...
Mozart' ın böylesine hırpani, yalnız, kıymet bilmediği ve hatta sefil bir hayat sürdüğünü,
deliliğin sınırlarında gezdiğini,
yaşadığı zorlukları
ve bu denli yaratma becerisi olduğunu bilmiyordum.
kesinlikle izlemelisiniz.
11 dalda Oscar' a aday gösterilen film 8 dalda Oscar' ı kaparak dünya çapında en fazla Oscar ödülü alan filmler arasına girmiş.
IMDB puanı 10 üzerinden 8,3
filmin yapım yılı 1984.
film; 18.yüzyılda Viyana' da yaşayan besteciler Amadeus Mozart ve Antonio Salieri' nin arasında yaşanılanları ve Mozart' ın başına örülen çorapları anlatıyor.
Aman Allahım o nasıl bir oyunculuk performansıdır öyle! 
Bunu, filmin her iki baş erkek karakteri için de söylüyorum.
Mozart rolündeki Tom Hulce oynamadı adeta yaşadı ve hakikaten Mozart' tı...
çılgınca gülmeleri, orkestrayı ve sahneyi yönetişi, kendinden geçtiği zamanlardaki delilik halleri muazzamdı.
Aynı şekilde, rakibi olan Bestekar A.Salieri' yi canlandıran Fahrid Murray Abraham da her bir mimik hareketi, beden dili ve dahi bakışları ile devasa bir oyunculuk sergiledi.
adamın sinirleri bile oynadı yahu..
filmi izler iken arada derede aldığım kısacık notlar:
Mozart' ın yazdıklarının her daim Orjinal olması, yani Müsvedde yazmaması ve dolayısıyla bestelerine dair tek taslak olması ve hiçbir bestesinin Üzerinde düzeltme yapılmamış olması!
Yani parçaları tamamen kafasında tamamlamış ve kâğıda dökmüş!
nasıl? Muazzam di mi? Hayret edilesi, şaşılası, hayran olunası bir durum! nasıl olabilir böyle bir şey?!
''Sayfalar boyunca yazmıştı
Sanki biri dikte ettiriyor gibi
Müziği sanki hiç bitmeyecek bir müzik gibiydi
Bir tek notayı değiştirsen değerini kaybederdi.'' 
diyor rakibi bestekar A.Salieri.
ve ayrıca Mozart, duyduğu her melodiyi tüm notalarıyla anında hemen ezberliyormuş.
Filmde Türkler' in de konusu ''Harem(Saraydan Kız Kaçırma) Operası'' ile beraber anılıyor.
yine Mozart' ın bestelediği ''Figaro' nun Düğünü'' eserinin opera sahnesine aktarılması ile anlıyoruz ki sanatçı ve eserleri şu dünya üzerinde her daim 
mevcut iktidarların varlığına zarar verme endişesi ile kısıtlanmış ve engellenmiş.
Gördüğünüz üzre filmi çok beğendim,
daha da yazabilirim hakkında.
neyi öğrendim bu film ile?
Mozart' ın insanüstü durumları barındıran bir yetenek
ve bununla beraber Hazin bir yaşam öyküsüne sahip olduğunu...

fragmana bir bakın da Mozart' ın çılgın kahkahalarını bir de siz duyun:


izleyin ve yorumlarınızı benimle paylaşın olur mu?
sizlerin de düşüncelerini merak ediyorum.

size iyi seyirler
bana yeni filmler...

28 Ekim 2016 Cuma

Sende Rabbimi Gördüm ( Rab Ne Bana Di Jodi ) ... Ahahahha Biri Yine Hint Filmi mi Dedi??? :)







Yine mükemmel bir Hint filmi ile karşınızdayım :)
çok renkli, hareketli, neşeli, keyifli, bol danslı bi film...
direkt bunları söylüyorsam kafadan izlemeniz lazım filmi bence :)
filmin Türkçe çevirisi Sende Rabbimi Gördüm şeklinde yapılmış ama tam Türkçesi Bu Çifti Rab Birleştirdi şeklinde...
Ama burda geçen Rab kelimesi ile bizdeki Rab kelimesini ve inancını karıştırmayın lütfen :) Zira bu Rab, başka Rab :) 
2008 yılı tarihli olan filmin yapımcılığını yine, Yash Raj Film üstlenmiş.
Hemen Her Hint filminin yapımcılığı bu firmaya ait anlaşılan :) En azından benim son zamanlarda izlediğim filmler bu firmaya ait. Bunlar benim için önemli şeyler ;)
Senarist ve yönetmen, Aditya Chopra ve filmin baş rol erkek oyuncusu Shahrukh Khan. En ünlü Hint film oyuncusu olarak Aamir Khan' ı bilirdim fakat Shahrukh Khan daha ünlü imiş, daha fazla film çevirmiş ve hatta ''en ünlü Hint film yıldızı'' diye geçiyormuş.
Kadın oyuncu ise, bu filmle oyunculuğa yeni adım atan manken Anuska Sharma.
Film, Hindistan' ın Pencap eyaletinin en büyük şehri ve Sihlerin dini merkezi olan Amritsar' da geçiyor. Amritsar adı filmde sık sık vurgulanıyor. 


Filmin konusuna pek değinmek istemiyorum. Çünkü internette ziyadesiyle anlatılıyor ve hatta neredeyse filmi izlemeye gerek kalmıyor. O kadar açık edilmiş her şey yani :)
O nedenle siz de benim gibi yapın, konusuna bakmadan filmi izleyin :)
Eğlence garanti ;)

Bak filmin fragmanı aşağıda, izleyince sen de ne kadar eğlenceli bir film olduğunu göreceksin :)

Fragmanda da dediği gibi

GÜLECEKSİNİZ
DANS EDECEKSİNİZ
AŞIK OLACAKSINIZ...

Ve aşağıdaki afişte de yazdığı gibi

HER SIRADAN JODİ' NİN İÇİNDE SIRADIŞI BİR AŞK HİKAYESİ VARDIR.










Hadi size İyi Seyirler, Bana Yeni Filmler...

24 Ekim 2016 Pazartesi

3 Moonu ... Yeni bir Hint filmi ... Yine bir Hint filmi


2012 yılında yapılan 145 dakika süren film, aşşırı duygusal içeriğe sahip, benden söylemesi ve uyarması...

booolca ağlamaklı oldum izlerken, hatta ara ara ağladım.

ama ilk 30 dakika çok eğlenceliydi benim için; bol tebessümle kıkırdaya kıkırdaya izledim.
liseli ergenlerin yeni aşık halleri çok tatlıydı.
hele ki delikanlının konuşurken sürekli kafasını sallaması beni epey güldürdü :)
sanırım biz Türk kültüründeki kafayı aşağı yukarı sallayarak onay alma veya konuşurken farkında olmadan devreye giren bu refleks Hintlilerde sağa sola sallama şeklinde gerçekleşiyor.

filmin çeşitli mecralardaki konusu şu şekilde:

genç bir çiftin olgunlaşma hikayesinin anlatıldığı ''3 Moonu'', ilişkilerinin 3 aşamasını gördüğümüz romantik bir film.

Ram okula giderken Janani' e ilk görüşte aşık olmuştur ve Janani' nin aşkını kazanmak için pes etmeye de niyeti yoktur. Bu büyük aşk her ikisinin de hayatı için çok özeldir, ancak Ram'in arkadaşı geçen sürede onun psikolojik hastalığını fark eder ve Janani' ye fark ettirmeden hastaneye gidip gelmektedirler. en büyük imparatorlukların bile kaçınılmaz sonu olan bu 3. dönem yani çöküş dönemi bu büyük aşk için nasıl gerçekleşecektir? bunu Ram'in düşmanları mı yoksa kendisi mi yapacaktır yada aşkı için ailesinin hayatını yerle bir etmekten korkan Janani mi?


Filmin Fragmanı:




Insta hesabımda yer alan Koka Kola' nın orjinal reklam müziği

peki tavsiye ediyor muyum filmi?
kesinlikle....
farklı konusu olan bir film.

hadi size iyi seyirler

bana yeni filmler...

16 Ekim 2016 Pazar

Animasyon Filmler diyorum Dostum; Güzeldir! ;) ''Oyunbozan Ralph''


Keyifli bir animasyon filmi ile karşınızdayım :)


Filmin konusu özetle şöyle:
Atari oyununun bina yıkan 'kötü adamı' rolündeki Ralph, hem yıllardır aynı işi yapmaktan sıkılmış hem de oyunun iyi adamı tamirci 'Felix' gölgesinde kalmaktan bıkmıştır. Bu arada da tüm övgüleri Felix toplar. Ralph artık iyi bir kahraman olmak ister ve diğer video oyunları arasında gidip gelmeye başlar. Fakat oyundan oyuna atlarken yol açtığı bir kaza Sugar Rush oyununu tehlike altında bırakan bir düşmanı serbest bırakır. Şimdi kahraman olma fırsatı onda mıdır?

2013 yapımı olan film 1 saat 48 dakika sürüyor.

Ne vaat ediyor Oyunbozan Ralph (Wreck It Ralph)? 
Vaat ettiğini yerine getiren her film iyidir. )
Gerçek olmayan dünyada, gerçek duyguları eğlenceli biçimde anlatmak. 
Yerine getiriyor mu bunu? Evet! 
Retro-oyun evreninde geçen bir yol hikayesi var bu animasyonda.
Ralph,  "Fix It Felix"  adlı oyunda binalara tırmanıp onu yıkmaya çalışan "kötü" adam. Felix ise elindeki sihirli çekiçle onun kırdığını tamir etmeye çalışıyor. Hani bazı oyunlarda "kötü" adamı seçip oynamak istersiniz ya, burada o yok. Kötü, "kötü" kaderinin esiri. İyi olan ise parasını verip jetonu alan oyuncular... vs...vs...

Filmin fragmanı burda:


Instagram hesabımda paylaştığım çok sevdiğim ufacık bir kısmı ise burda :)



Filmden alıntıladığım bazı cümleler ise şöyle:

* Bencil adamlar her zaman hayalî bir kuyruğu kovalayan köpek gibidir.
* Vayy beee dişlerin varmış, daha önce güldüğünü hiç görmemiştim.
* Arızalar, kendi oyunlarından ayrılamaz. Bu, ben olmanın güzelliklerinden biri...
* Yanaklarımdaki duygusal bir parıltı...
* Olmak istediğim biri varsa o da benim!..
* Görünüşe göre iyi olmak için madalyaya filân ihtiyacım yokmuş. Çünkü o küçük çocuk beni seviyor. Benden ne kadar kötü olabilir ki... 

Filmde Ralph ile araba yarışı şöförü kız çocuğu arasındaki ilişkiyi,
 ''Sevimli Canavarlar''daki sempatik turkuaz canavarımız Sully ile tatlı kız Boo arasındaki diyalog-bağ-ilişkiye benzettim ve bittabi çok sevdim.

Sempatik, rahat, değişik tarzda ve zekice espriler-benzetmeler yapan içi dışı bir tipleri her zaman sevmişimdir zaten.

Haa bu arada, oyunları oynayan insan durumundan çıkıp, o oyunların bizzat içinde yer almak ve o oyunlardaki karakterlerin dış dünyaya bakış açısını izlemek de ayrıca ilginçti benim için.

Zaten her zaman sevmişimdir hangi türlü farklı bakış açısı olursa olsun, yeni bir göz kazanmayı...

Eee ne de olsa geleceğin en iyi Sosyolog ve Psikologlarından biriyim ;)
( EvelAllah İnşaAllah)


SİZE KEYİFLİ SEYİRLER,
BANA YENİ FİLMLER ;)