31 Aralık 2016 Cumartesi

Yeniyıl Yeniyıl Yeniyıl Yeniyıl Bizleree Kutlu Olsuunn, Yeniyıl Yeniyıl Yeniyıl Yeniyıl Sizleree Kutlu Olsuunn

Birazdan 2016' ya Elveda, 2017' ye Merhaba yazımı kaleme alacağım.
Ama geçmişe de bi göz atmak istedim ve önceki yıl başlarında veya yıl sonlarında neler yazdığımı merak ederek eski yazılarıma bi göz attım.

Ve durumdan gayet memnun kaldım.
Geçmişi, yaşadıklarımızı, unutmak istemediklerimizi, ders almak istediğimiz her bir yaşanmışlığı kayıt altına almak çok iyi oluyor.
E insanız neticede, unutuyoruz.

Aşağıda linklerini verdiğim yazılarım olmasa eminim bir çoğunu hatırlamazdım.
Zaten okudukça kendi kendime ''Aa evet'' dedim çoğu zaman.
Tek bir satır bile olsa yazmalı; duygu, düşünce, olay, kişi, her ne ise bizi etkileyen.
Zira bizi biz yapan şeyler onlar, eğrisiyle doğrusuyla, acısıyla tatlısıyla...

Misal;

2012' den 2013' e geçerken ^^^^BENİM 2 BİN10İKİM^^^  yazısı ile 2012 yılının benim için nasıl geçtiğini anlatmışım.


Sonra 2012' den 2013' e geçiş temennimi ve mottomu HO HO HOOO! yazımda belirtmişim.


Veee her nasıl bir 2012 yılı geçirip, 2013 yılına dair nasıl büyük beklentiler içine girmişsem yazmalara doyamamış, hızımı alamamış ve Yeni Yıla Nasıl Girdim... diyerek 2013 yılımın ilk gününü nasıl geçirdiğimi anlatmışım.


Büyük ümitlerle, gayretlerle, heveslerle girdiğim 2013 yılı benim adıma berbat geçtiği için olsa gerek o yıla dair bir yazı yazmamış ve hatta 2014' e ''merhaba'' bile diyememişim.



Yıl olmuş 2014; bana bahar olmuş, çiçek olmuş, aşk olmuş, tazelik olmuş, ümit olmuş, yeni hayaller yeni hayatlar yeni umutlar olmuş ve o coşkuyla, mutlulukla
  *** evel Allah 2014' e elveda; 2015'e merhaba ***  yazımı kaleme almışım. Kocaman kucaklamışım 2015' i...

Şimdi de müsaadenizle saat 22:53 itibariyle 2016' ya Elveda, 2017' ye Merhaba yazımı yazacağım.

Sevgiler Saygılar AyşeKız' dan...

30 Aralık 2016 Cuma

2 gereksiz Türk filmi










bu iki film için ne desem boş!

aslında ne desem çok!

satırlarıma, cümlelerime, vaktime bile yazık!

ama ben yazayım ki siz gitmeyin!

yahu bu kadar mı SIFIR oyunculuk olur!

hadi asıl mesleği tiyatro/sinema/oyunculuk olmayanları anlarım (hoş, onları niye oynatırlar onu anlamam da...), peki irem sak gibi, gupse özay gibi, eda ece gibi mesleği/işi/eğitimi/geçmişi/tecrübesi oyunculuk olanların bu denli yavan kalmasını anlayamam arkadaş!

oyyy daha çok söylenirim de ama neyse...

iki film için:

sıfır konu

sıfır kurgu

sıfır oyunculuk

sıfır inandırıcılık

sıfır akıcılık

sıfır orijinallik

sıfır kalite

sıfır eğlence

sıfır romantizm

sıfır sıfır sıfır!

otur, sıfır!

9 Aralık 2016 Cuma

Bu da Burada Dursun Gençler... Hayırlı Cumalar...





KURAL 1:
"Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.





KURAL 2:
"Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. 'Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı' gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir."






KURAL 3:
" İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.





KURAL 4:
"Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir."

6 Aralık 2016 Salı

Ceylanpınar' dan Günaydınnnn





Hay doğuşunu sevdiğim!😍



Günaydın Millet!🙆

Bugün en 'kafa rahat'ından bi gün olsun mu?

Gereksiz yere asık suratla dolaşanların,

Selâmı sabahı çok görenlerin,

Tebessümün dudaklarına,
Güzel sözün dillerine ağır geldiği insanlardan,

Lüzumsuz yere çok konuşanlardan ve bu da yetmiyormuş gibi her konuya hâkim olduğunu sanan,

Sizin susmalarınızı kendilerine galibiyet sanan, 

Yüzünüze gülüp ardınızdan saçmasapan lâflar eden,
Bunu da siz anlamıyorsunuz sanan,... vb Hayatı Grileştiren insanlardan uzak bir gün olsun 🍒🍀🍂

Uzak olsun ki o insanlar sizden daha da beslenip hayatınızı griden siyaha döndürme cesaretine sahip olmasın 👊

Sevgi, saygı ve hürmetler AyşeKız' dan 💜💙

yine minik bir serçenin ufacık kalbi gibi çarptı yüreği...



Merdivenleri ikişer üçer atlayarak neşeyle indi kız.
Apartmanın kapısını açtığında yüzüne soğuk havanın serin rüzgarı çarptı ama ne gam!
Neşeyle gülümsedi ve geceyi içine çekti.
Geç olmuştu.
Sessizce kapadı apartman kapısını, komşularını uyandırmak ve neşesini dağıtmak istemedi.
Koşar adım değil, uçar adım ilerledi kendisini bekleyen gri arabaya.
Buluşmalarının belki de en sevdiği yanı, arabaya yaklaşırken hissettiği deli heyecanla karışık mutluluktu.
Mesela neden gülümsediğini bilmiyordu ama kendisini de zaptedemiyordu;
ne gülüşünü ne de heyecanını bastırabiliyordu.

Ve işte tirtir titreyen yüreğiyle arabanın kapısını açıp bi çırpıda kuruluveriyordu sevdiceğinin yan koltuğuna.
Hemen bakamazdı sevdiceğinin gözlerine,
kapıyı kapatma anını kendine bir es olarak verip o arada derin bir nefes alır ve şapşal gülüşünü daha makul bir gülümsemeye çevirmeye çalışarak dönerdi sevdiceğinin güneş yüzüne...
Aydınlığa, ışığa ne hacet!
Bakışlarındaki buluşma, Güneşle Ayın aynı anda buluşması gibiydi, başka kıvılcıma lüzum mu vardı?

Ah o an!
İşte o andı, her buluşmalarını eşsiz ve daima hafızada yer edecek kılan!..
Çarpışırdı sıcacık sevgi dolu bakışlar,
Dersin liseli aşıklar!
Durdurulamazdı sebepli sebepsiz tebessüm eden dudaklar.
Sonra kavuşurdu eller, bundan daha güzel, daha tatmin edici bir kavuşma anı olabilir miydi?
Nereye gidecekleri sorusu çok manasız kalırdı, değil mi ki yanyana olmaları kafiydi.
Yol boyunca sıkça birbirlerine döndürülen bakışlar ve her fırsatta kenetlenen eller...
Güneşle Ayın buluşması,
Biri günü, diğeri geceyi aydınlatan...
Yani her daim dünyayı çepeçevre aydınlık tutan, ışıtan ve ısıtan... 
Kendi dünyalarını,
İkisinin dünyasını...
İkisinin bir dünyasını...
Bütün yaşadıklarına o gece ve her gece Güneş ve Ay ve Yıldızların hepsi şahitti;
bir de ölene dek atacak olan yürekleri...
Peki yok muydu bu sevdanın mutlu bir nihayeti?
Tebessüm etti kız, eklediği soru işaretinden sonra.
Yine ışıldadı gözleri
Ve hatta
.
.
.
Hatırlayınca o günleri, yine minik bir serçenin ufacık kalbi gibi çarptı yüreği.
Hala gülümsüyor, hala şaşırıyor ve hep seviyor üstünden gitmeyen bu hali...
.
.
.