1 Mayıs 2013 Çarşamba

Hoş Geldin Ya Şehr-i Mayıs!


Bahar Nezdinde Mayıs Ayına 

''Hoş Geldin!'' Diyorum :)


Hangi insan eli böyle güzellikler yapabilir???



Gelin gibiler...



Ben ve Gölgem



 Bayan Mrrrrrr Miyavvvvvvv



Şu sarı rengin güzelliğine bakın!..



Bayan Mrrrrrr Miyavvvvvvv, tembellikte...




Bu ''an'' için Rabbime binlerce kez hamd olsun!
Çok sevdim bu fotoğrafı çok!!!




Yeğenlerimin kendi elleriyle hazırladıkları yaş pasta :)





Ve o yaş pastadaki mumları üfleme şerefine layık görülen ben! :D




oy oy oy,
güzelliklere bakın.




yeğenim üflemeden az evvel



yeğenim üflerken



yeğenimin nefesinin sonları



Parla Güneş parla!



söylenecek söz bırakmıyor ki...



mini mini güzellikler...




Çok gülüyorum bu fotoya! :D :D :D
Keyif onlarda anasını satiyim! :)))


Bugün İçimden Geçenler/Gelenler...


Montaigne' in ''Denemeler'' isimli kitabını okuyanınız var mı?
Okumadıysanız mutlaka okumalısınız!
Ben okuyalı yıllar oluyor ama kitaplığımda ''Asla Verilmeyecek'' ve zihnimde ''Tekrar Okunacak'' kitaplar arasında yerini aldı.

''Denemeler''i okuduktan sonra, yaşadığım olayların da etkisiyle Kendi Denemelerim'i yazabileceğime karar vermiştim. Ne de olsa, insanoğlunun hayatında ders alacağı bir sürü olay hayat buluyor ve eğer ki benim gibi duygusal, sorgulayan bir ''tip''seniz kralını tanımayacak duruma geliyorsunuz.

Bazen öyle oluyor ki, ''ben bu aklımdan geçenleri yazsam en çok satanlar listesinde tepede yer alır'' diyorum kendi kendime. Ama gel gör ki, üşengeçliğim-tembelliğim, yıllardır bu aklıma gelenleri ve aklımdan geçenleri yazmama engel oluyor.

Artık bu durumun tam adı ''üşengeçlik-tembellik-bıkkınlık-yorgunluk-yazmayayım ki aklıma geldikleri gibi anında gitsinler''midir bilmiyorum ama her ne ise, beni duraklattığı kesin.

Halbuki, dursun masanın üzerinde not defterin ve kalemin, aklına geldikçe yaz, di mi?

Gel gör ki o kadar çok yorulmama ve yoğun olmama rağmen, üşenmedim ve yazdım bugün içimden gelenler/geçenler'i :



          İnsanlar ne zaman sizi tanıdıklarını iddia ederler biliyor musunuz? 
          Ya böyle söylemek işlerine geldiğinde ya da size başka laflar da çarpmak istediklerinde!.. (Ayşe's)



         İnsanlar yaptıkları hataları öyle pervasızca yapıyor ve öyle dik durarak geri adım atmıyorlar ki; bu kez ben           
         kendimi sorguluyorum, yoksa hata bende mi diye... (Ayşe's)



Ama yorgunluğumla birleşen can sıkıntıma son noktayı Hz. Mevlana koydu:

''Şu içinde bulunduğun andaki ömrü bir fırsat bil ve onunla meşgul ol. Ne geçmişe üzül, ne gelecekten kork..''


Çığ Gibi Büyüyoruz(!) PITIRCIKLARIMMM ;))))


EVEEEEEET

10-20-30-49-61 DERKEEEEEEEN

''EKMEK ARASI BİBER'' PITIRCIKLARI OLARAK 103. KİŞİYE ULAŞMIŞ BULUNMAKTAYIZ !

BENİM ADIMA GÜZEL BİR OLAY :)

BLOGUMU AÇALI 2 SENE OLUYOR AMA AKTİF ve VERİMLİ ve SÜREKLİ OLARAK 
2012 EYLÜL AYINDAN BERİ (ve hatta Aralık Ayından beri) KULLANIYORUM BLOGUMU.

BU KADAR KISA SÜREDE 100 KİŞİYE ULAŞMAK ve AŞMAK, GÜZEL BİR DUYGU.

İYİ Kİ AÇMIŞIM BLOGUMU ve İYİ Kİ SİZLERLE BULUŞMUŞUM.

BU VESİLEYLE,

ALKIŞLARIM ve AŞAĞIDAKİ SEKSİ ÖPÜCÜKLERİM, BLOGUMA EN SON KATILAN PITIRCIKLA BERABER BÜTÜN PITIRCIKLARIMDAN YANA :)




Sen Ne Ettin Ebru????


Ebru Yaşar' ın ''Sanat'ı Ebru'' isimli yeni albümünün afişini gördünüz mü?
Yukarıdakinin aynısını internetten veya TV' den değil de,
canlı canlı afişle yüzyüze gelerek göreniniz var mı?
Ben gördüm.
Kasetçinin (hala ''kasetçi'' var mı? :)) )önünden geçtim gittim. Bir an durdum, yanlış mı gördüm diye dönüp tekrar baktım. 
Allahım! Yahu sende göz yok mu Ebru? Ne bu hal? Hiç mi bakmadın çekildiğin fotoğraflara, basılacak afişlere be kardeşim?!
dedim.
Neden?
Çünkü, öyle bir fondöten sürülmüş ki yüzüne olduğu gibi katman olarak görünüyor cildin üzerinde.
Hayır yani cildindeki her gözenek de ayrı ayrı Ben Burdayım diyor.
Makyajı ayrı rezalet,
Afişi ayrı rezalet olmuş.

Gelelim albüm adına: ''Sanat'ı Ebru''
Ebrucum, bu albüm isminden ne anlıyorsun, hadi bize anlat? desek acaba ne der çok merak(!) ediyorum.

Bildiğin taklit.

Yani Ebru Yaşar' a üzüldüm.
Demek ki ekibi hiç profesyonel değil.
O kadar da estetik ameliyatı oldu; anasının bile tanıyamayacağı duruma geldi.
Neye yaradı?

Halin nicedir? diye soranlara yanıtım bu yazıdır...



Ne 1 Mayıs'ı!
Ne İşçi Bayramı!
Bugün yine evde deli gibi çalıştım, yoruldum...
Malum, bahar temizliği dediğin öyle günübirlik olmuyor ne yazık ki.
Köşe bucak her yer, her şey temizleniyor, yıkanıyor, siliniyor süpürülüyor.
Öyle olunca da her şey her yerde oluyor, ev daha bir karışıyor.
Yani bir yandan temizleme, öte yandan karıştırma, en sonunda da toplama ama bedenen tükenme...
Ama en çok iş çamaşır makinesine düşüyor.
Bugün 3. kez çalıştırdım makineyi; siz düşünün zavallı makinenin halini.
Bunun bir de boya-badanası var. Yandım ki ne yandım...
Neyse, Elhamdülillah diyelim; Rabbim nimet ve imkan veriyor ki bunları yapabiliyoruz.
Şu an sırtımda 2, ayaklarımın altında 2 olmak üzere toplam 4 minderle vücudumu dinlendirmeye,
yazarak da kafamı dağıtmaya çalışıyorum.

Dün de benzeri yorgunluklar yaşadığımdan bugün geç uyandım.
Bir yandan iş yapmam gerekiyorken bir yandan da içimden hiçbir şey yapmak gelmiyordu.
Gözüm hafiften dışarı seğiriyordu :)
Ama aklım ve evimin hali, otur oturduğun yerde! diyordu.
Ben de evden çıkmadım ama oturamadım da.
Pekiiii evden çıkmadım da işleri bitirebildim mi??? Hayır! :(
Rabbim, güç kuvvet versin.

Sizinle paylaşayım diye bir iki tane fotoğraf çekmiştim ama fotoğraf makinemde sıkıntı oluşunca silindi fotoğraflar.

Halin nicedir? diye soranlara yanıtım bu yazıdır... Bunalmış, yorulmuş haldeyim.
Çay yapan var mı, çay?
Davet ederseniz hayır demem.

Öpücükler...