13 Mart 2015 Cuma

ANNE

 
 
 
 
 
13.03.2015
''Kevser' in annesi vefat etmiş.
Dönmüş Trabzon' a Kevser.''
diye başladım cümleye.
Sözde bu kadar basitti....

Özde ise çok ağır geldi.
Ölen, bi anneydi.
Anne.
Alfabenin ilk harfi ile başlayıp bizim ilk' imiz olan,
Epi topu, sen de üç; ben diyeyim dört harften oluşan,
Ama
İçine dünyaları sığdıran...
Değil mi ki her insan bir dünya,
O dünyaları besleyen, büyüten ve çoğaltan...
Yazıyorum
Ama satırlara bakakalıyorum,
Hep aynı satırlara takılıyor gözlerim:
''Kevser' in annesi vefat etmiş.
Dönmüş Trabzon' a Kevser.''
Dönmüş de nasıl dönmüş?
Hayatının en büyük kırılma anlarından birini yaşayarak;
En unutulmaz olaylarından birini,
Hep aklında kalacak olan o tarihi...
Yaşayarak dönmüş...
Daha da büyüyerek dönmüş...
Nasıl biriydi Kevser' in annesi?
Kilolu? Zayıf?
Uzun? Kısa?
Kahverengi mi, yoksa siyah gözlü müydü?
Yoksa benim annem gibi bal gözlü mü?
Offfff
Zaten asıl can yakan tarafı da bu ya!
Her ölüm bize ya kendimizi ya sevdiklerimizi hatırlatır.
Bağ kurarız, çıkarsama yaparız, şükrederiz, dua ederiz.
Ama en zor bağ kurulanlardan biridir anne acısı, kaybı...
O sebeple ya, şu an gözlerim dolu dolu,
Sancı doldu yüreğim.
Korktum.
Annemi düşündüm.
Telefondaki sesini,
Eve girdiğimde beni karşılayışını,
Bir şey anlatırkenki heyecanını ve gülen bal gözlerini...
Sanki bu saydıklarım hep var olacakmış gibi,
Sanki annem hep var olacakmış gibi,
Ve en kötüsü de...
Sanki bunların kıymetini hiç bilmiyormuşum gibi...
 
 

2 yorum:

  1. Ölümü en yakınlarında yatmadan hakikatini anlayamiyorsun; (

    YanıtlaSil
  2. Ölümü en yakınlarında yatmadan hakikatini anlayamiyorsun; (

    YanıtlaSil

Gelsin Yorumlar: