10 Aralık 2012 Pazartesi

BULUTLAR...

SEYAHAT ESNASINDA BOL BOL ÇEKİLEN BULUT FOTOĞRAFLARI VAR BURDA.
YOL BOYUNCA NE İYİ GELDİ BANA BU BULUTLAR Bİ BİLSENİZ...
AYRICA SEYAHATTE OKUDUĞUM, YUNUS EMRE'Yİ ANLATAN ''DERTLİ DOLAP''DA YARAMA, YARALARIMA MERHEM OLDU;
YOLDAŞLIK ETTİ BANA YUNUS.
''NE ÇOK ORTAK NOKTAMIZ VAR SENLEN YUNUS...'' DEDİM.
YALNIZCA İLK FOTOĞRAF, YOLA ÇIKMADAN AZ EVVEL; DİĞERLERİ HEP YOL BOYU.
ARDARDA ÇEKİLEN, ZEMİNİN DEĞİŞTİĞİ AMA BULUTLARIN AYNI KALDIĞI FOTOĞRAFLAR DA VAR. HIZLICA VE DİKKATLİ BAKARSANIZ ANLARSINIZ.
BUYURUN SEYİRE.



FONDA DA BU ŞARKI OLSUN, OLUR MU?
























































































 

























7 Aralık 2012 Cuma

''Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular''



06.12.2012 Perşembe akşamı Trabzon Devlet Tiyatrosu' nun ''Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular'' tiyatro gösterisinin saat 20:00 matinesine gittim.


Bana kalsa iş çıkışı eve git, yemeğini ye, evden çık, tiyatroya git... Cıks, üşenirdim.



Aslında sosyal faaliyetler söz konusu olduğunda üşenmem de, nedense söz konusu olan Trabzon' un Atapark Mevkiinde bulunan tiyatro binası olunca gitmek içimden gelmiyor. İçimi daraltıyor orası akşam vakti. Belki de asıl neden, gösteri sonrası dolmuş bulma işinin zorluğu. Dolmuşlar oraya gelene kadar , hele bir de akşam vakti olunca, dolmuş oluyor. Şimdi ''Zaten adı üstünde DOLMUŞ'' demek geldi içimden :P



Neyse mızmızlanmaya hacet yok.



Oyun o kadar kaliteli idi ki, sonrasında yaşanması muhtemel vasıta sorunu, kuş olup uçtu.



Bundan sonraki oyunlarda da bunu bilip tembelliğime yenik düşmemeliyim. 



Oyun biletimi taaa İstanbullardan( :) ) bir arkadaşım aldı. Kendisi tam bir tiyatro kurdu! ( bu tamlama oldu mu? :)  ) . Bana ''Senin gideceğin yok tiyatroya; dur ben sana aliyim bilet de gitmeye mecbur kal'' dedi ve 2 kişilik biletimi mailleyiverdi. Yalnız gitmemem yönünde de duyarlılık gösterdi yani.



Ne yalan söyleyeyim gösteriye son 1 saat kalana dek yalnız başıma gitme, yanımdaki koltuğu boş tutma, o boş koltuğa çantamı, eşyalarımı koyma, gösteri başlayana dek kitap okuma düşüncesindeydim. Davet edebileceğim isimler dolaşıyordu kafamda ama kimseye bir şey dememiştim. Sonra bir anda karar verip harekete geçtim ve 'güzel' bir insanı akşamıma ve geceme ortak ettim. 



Gelelim gösterinin konusuna: Harabe bir yapının sefil bir odasında geçen oyun, pazar yerinde çalışan ve parasızlık yüzünden aynı odayı paylaşmak zorunda kalan Paco ve Tonho'nun hikayesini anlatmaktadır. İkisi de bu sefil hayattan kurtulmak için planlar yaparken, kendilerini hayatın onlara henüz sunmadığı başka yerlerde görürler... Mesela Paco flüt satın alıp bir gurupta iş bulmayı hayal ederken, Tonho güzel bir çift ayakkabıya sahip olabilse kadrolu bir iş bulabileceğini düşünür... Kısacası oyun iki karakterin yoksulların dünyasından sıyrılmaya çalışırken, hiçbir şeyi paylaşamayıp, karanlıkta yok oluşa sürüklenmesini anlatır...



Gösterinin afişi ve konusu pek davet edici gibi görünmese de oyun da, oyunculuk da mü kem mel di! Paco  rolünde Erşan Utku Ölmez(kel olan), Tonhu rolünde Fatih Topçuoğlu (uzun olan; yani diğeri :) ) vardı.  Paco, insanüstü bir performans sergiledi. O denli rolün içindeydi ki konuşurken ağzından tükürükler saçması rol icabı değil, Paco olmasındandı. Peki ya Tonhu'ya ne demeli? Izdırap dolu sahnelerde yanaklarının titremesi, dudaklarının seyirmesi, bakışlarındaki çaresizlik beni de zaman zaman ağlayacak duruma getirdi.



Gösteri sonrası adamları alınlarından öpesim ve ''Evlatlarım, helal olsun size!'' diyesim geldi :)



Gösteriden fotoğraflar:








Sözün özü: Beğendim. Çok beğendim. Çok çok çok beğendim. Tavsiye ederim.


Bu arada, bu oyuna gitmeme vesile olan Sevgili Deniz' e sevgilerimi ve teşekkürlerimi yollarım ♥ ♥ ♥ 

6 Aralık 2012 Perşembe

OLDUK BİZ! :)

FAZLA SÖZE NE HACET,
TRABZON' UN ''BÜYÜKŞEHİR'' OLDUĞUNUN KANITIDIR:






BUGÜN İŞE GELİRKEN, İŞ YERİMİN BULUNDUĞU SOKAKTA  GÖRDÜM BİR TİYATRO AFİŞİ GÖRDÜM. İÇİMDEN ''AA TAM DA YEĞENLERİME GÖRE'' DEDİM VE GEÇİP GİTTİM. BİRAZ İLERLEDİM, DURDUM, ''DOĞRU MU GÖRDÜM??'' DEDİM KENDİ KENDİME VE GERİ DÖNDÜM. AFİŞİN ÜST KISMINDA ''TRABZON BÜYÜK ŞEHİR TİYATROSU'' YAZIYORDU.
DEMEK Kİ, OLDUK BİZ! :)
BU SABAH CEP TELEFONUMU AÇTIĞIMDA DIT DIIIT DİYE ÖTEN BİR MESAJ ALDIM. ARKADAŞIM, ''HAYIRLI OLSUN, TRABZON BÜYÜK ŞEHİR OLDU, RESMİ GAZETEYİ OKUDUM'' YAZMIŞTI.
YASANIN MECLİSTE ONAY BEKLEDİĞİNİ VE KABUL GÖRECEĞİ BELLİYDİ ZATEN.
ŞEHRİM İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLUR İNŞAALLAH!
GÜZELLİKLER GELSİN ŞEHRİME,
TARİH BOYUNCA HER DAİM ÇOK ÖNEMLİ BİR YERİ OLAN, UYGARLIKLARLA DOLAN, ÇOK DEĞİL ŞUNDAN 50-60 SENE EVVELİNE KADAR 'DOĞAL BİR ABİDE' OLAN TRABZONUM HAK ETTİĞİ DEĞER'E KAVUŞSUN.
HADİ BAKALIM...


BİR DE, BUGÜN YİNE ÇOK GÜZEL BİR GÖKYÜZÜ VAR TRABZON'DA. 
BİRAZ EVVEL ALDIĞIM BİR HABERLE DE KEYFİM YERİNE GELDİ. 
FACEBOOK'TA DA SEVGİLİ MERVE' NİN ÇOK SEVDİĞİM ''AMELIE'' FİLMİNİN SOUNDTRACK PAYLAŞIMINI GÖRÜNCE DAKİKALARDIR KESİNTİSİZ DİNLİYORUM. SİZ DE DİNLEYİN, MUTLU OLUN, MUTLU EDİN İNŞAALLAH :)

5 Aralık 2012 Çarşamba

Ben Yalnızım, Ben Yalnızııım, Yalnızııım


çok canım sıkkın

bugün itibariyle netbookumu yaban ellere, İstanbul'lara yolluyorum.

çünkü, hasta.
çünkü, bozuk.
çünkü, eskisi gibi değil.
çünkü, çok kahrımı çekti.
o benim''asu'' kızımdı.
markası ''asus'' olduğu için, 
bembeyaz,
akça pakça,
küçücük,
minnacık olduğu için,
bana yarenlik ettiği,
uykusuz gecelerimde can sıkıntımı aldığı için,
beraber film izlediğimiz,
yazılar yazdığımız için
ondan ayrılmak zor geliyor.

(sanırım psikopata bağladım :) )

şaka bi yana,
hakikaten tek eğlence kaynağım gibi bir şeydi.

gidip-gelmesi rahat 15-20 günü bulur diye tahmin ediyorum.

o arada yazılarımda gecikme olursa bilginiz olsun,
ben yarımım artık! :P




Asu kızımın eski-parlak günlerinden bir görüntü :)


biraz evvel kargocu geldi,
paketledik, sarıp sarmaladık.

inşallah sorunu hemen hallolur da geri gelir.

4 Aralık 2012 Salı

''AŞK ve ACI'' Filmi



Evet arkadaşlar filmimizin adı: Aşk ve Acı.
Özgün adı: ''Amor&Dolor''
82 dakika sürüyor.
 Farklı bir film.
Filmin başında mantıksız, sanki kopuk kopuk çekilmiş, anlam taşımayan öğeler ve olaylar filmin akışında birbiriyle ilişkilendiriliyor ve şaşırıyorsunuz.
Açıkçası ben bir iki yerde ''Ayy çok dikkatli ve akıllıyım ben, filmde gözden kaçan şeyleri yakaladım; filmi çekerken bunu nasıl fark edememişler'' dediysem de bunların özellikle yapılmış olduklarını ilerleyen dakikalarda anladım :)
Konusu:
Rüyalarında gördüğü adama gerçek hayatta da kavuşmak isteyen bir kadının tecavüze uğramış rolü yaparak polise başvurur ve saldırganın -aslında hayallerindeki adamın- robot resmini çizdirir.
Nasıl? Çok zekice di mi?
Haydi kızlar! Azıcık hırpalayalım kendimizi ve en yakın karakola başvuralım; Kıvanç Tatlıtuğ' un eşgalini verelim :)
Ama olaylar tabii ki böyle gitmiyor ve film, gerilim boyutu kazanarak çok farklı noktalara ulaşıyor.
Bütün kızların ve bütün erkeklerin sıkılmadan izleyebileceği -hem konu akıcı hem de süre kısa- bir film.
Ben filmi, Tivibu' nun ''Hemen İzle'' paketinden eve gelir gelmez izledim.
Sonrasında internette aradım ama hep karşıma filmin çoook eski -sanırım ilk- versiyonu çıktı.
Benim izlediğim 2008 yılı yapımı.
Esas kızımız çok güzel; esas oğlanımız da çok yakışıklı bu arada.
Ahan da filmin imdb linki:
''Aşk ve Acı''
 
 

Barbara Mori (esas kızımız)



Leonardo Sbaraglia (esas oğlan)